ZORLAYICI KAPİTALİZM
Küresel kapitalizmin mevcut evresi, klasik piyasa odaklı işleyişten ayrılarak devlet güdümlü stratejik müdahalelerle biçimleniyor. Ekonomik araçlar artık yalnızca üretim, ticaret ve yatırım kararlarını belirlemekle kalmıyor; aynı zamanda jeopolitik hedeflere hizmet eden politika araçlarına dönüşüyor. Bu yazıda, söz konusu dönüşümün kavramsal çerçevesini, altyapısını ve sonuçlarını akademik referanslarla ele almaya çalıştım.
- Kavramsal Çerçeve: Zorlayıcı Kapitalizm Nedir?
Zorlayıcı kapitalizm, devletin ekonomik ilişkileri sadece piyasa rasyonelliğiyle değil, aynı zamanda stratejik ve siyasi hedeflerle düzenlediği bir yapıyı tanımlar. Klasik liberal teori, ekonomik aktörlerin sadece piyasa sinyalleriyle hareket ettiğini varsayar. Devlet müdahalesi ise sınırlı ve düzenleyicidir. Oysa günümüzde gelişmiş ekonomiler, küresel ağların merkezi konumlarını stratejik amaçlar için kullanma kapasitesine sahiptir. Bu olgu, literatürde weaponized interdependence (silahlaştırılmış karşılıklı bağımlılık) olarak tanımlanan teorik çerçeveyle yakından ilişkilidir. Bu yaklaşım, devletlerin küresel ekonomik ağlar içindeki asimetrik “hub” konumlarını hem bilgi toplama hem de erişimi kısıtlama amacıyla kullanabilmelerini açıklar.
Farrell ve Newman’ın klasik çalışması bu olguyu iki mekanizma üzerinden açıklamaktadır: panopticon ve chokepoint etkileri. Panopticon etkisi, merkezi ağ düğümlerine sahip devletlerin bu düğümler üzerinden bilgi toplayarak stratejik avantaj elde edebilmesini; chokepoint etkisi ise kritik ağ düğümlerine erişimi sınırlayarak hedef aktörleri ekonomik olarak baskı altına alabilmesini ifade eder.
-
Neden Böyle Bir Dönüşüm?
Birincisi, Soğuk Savaş döneminin ardından uluslararası sistemde yeniden güç dengeleri şekillendi ve ekonomik ağlar, jeopolitik rekabetin yeni alanları haline geldi. Makroekonomik bağlamda, küresel üretim ve finans ağları devletlerin kontrolü dışında gibi görünse de, bu ağların belirli kısımları üzerinde devletlerin hukuki ve siyasi etkisi bulunmaktadır. Örneğin, küresel mali mesajlaşma sistemi SWIFT gibi ağlar, devletlerin yaptırımlarını fiilen daha etkili kılmak için kullanılabilmektedir.
İkincisi, küresel tedarik zincirleri kritik sektörlerde giderek stratejik öneme sahip hale geldi. Nadir toprak elementleri gibi temel girdilere erişim, Çin’in küresel pazar konumuyla ilişkili olarak sıkça örnek gösterilmiştir. Bu tür hammaddelerde hakim konum, bir chokepoint gücü sağlar. -
Zorlayıcı Kapitalizmin Ekonomik Sonuçları:
Bu yeni düzenin ekonomik etkileri üç ana boyutta incelenebilir:
a) Kaynak Tahsisinde Bozulma:
Piyasa ekonomilerinde fiyat mekanizması kaynakların etkin dağılımını sağlar. Ancak zorlayıcı kapitalizmde devlet müdahalesi, yalnızca verimlilik değil, aynı zamanda stratejik uygunluk kriterlerini de gündeme getirir. Bu durumda, devlet tarafından yönlendirilen yatırımlar piyasa temelli sermaye tahsisinden sapar ve uzun vadede verimliliği azaltabilir.
b) Küresel Ağların Parçalanması:
Ekonomik ilişkiler ağları, silahlaştırıldığında hedef ülkeler bu baskılardan kaçınmak için alternatif tedarik yolları ve partnerler arar. Bu eğilim, küresel üretim ve finans ağlarını ulusal bloklara doğru yönlendirebilir ve mevcut karşılıklı bağımlılık dinamiklerini zayıflatabilir.
c) Normatif Etkiler:
Klasik liberal görüş, karşılıklı bağımlılıkların çatışmayı azaltacağını öne sürüyordu. Buna göre ekonomik bağlar, devletler arasında istikrar ve işbirliği yaratır. Silahlaştırılmış karşılıklı bağımlılık teorisi ise bu iyimserliği sorgular ve ekonomik ağların, belirli aktörlere stratejik avantaj sağlayan yapıları içerdiğini savunur.
- Akademik Perspektiften Değerlendirme:
Yeni uluslararası ilişkiler literatürü, ekonomik ağların devletler tarafından nasıl araçsallaştırılabileceğini sistematik olarak ortaya koymaktadır. Farrell ve Newman’ın çalışması, devletlerin hukuki yetkileri üzerinden küresel ağları stratejik baskı unsurlarına dönüştürebileceğini gösterir. Ayrıca bu perspektif, liberal teoride uzun süre vurgulanan karşılıklı bağımlılığın yalnızca barış üretmediğini, aynı zamanda güç politikalarının bir aracı haline de gelebileceğini savunur.
Sonuç:
Zorlayıcı kapitalizm; sermayenin sadece ekonomik rasyonalite çerçevesinde değil, aynı zamanda devletlerin güvenlik, jeopolitik ve stratejik hedeflerine hizmet eden bir araç olarak kullanıldığı yeni bir dönemi ifade eder. Bu yaklaşım, klasik piyasa odaklı kapitalizm anlayışına ciddi eleştiriler yöneltir ve küresel ekonomi politikalarının yeniden düşünülmesi gerektiğini ortaya koyar.
Bu bağlamda bana göre temel soru şudur: Ekonomik ilişkileri siyasi baskı aracı olarak kullanmak, uzun vadede küresel refahı mı yoksa yalnızca kısa vadeli çıkarları mı besler ve büyütür?
Saygı ile
Serdar DURAT
16.01.2026
