BELİRSİZLİKLE BAŞ EDEBİLME STRATEJİSİ
Sevgili Genç Dostlarım,
Günümüz çalışma yaşamı, klasik doğruların ötesinde değişkenlik, karmaşıklık ve belirsizlik ile karakterize ediliyor. İş piyasaları, organizasyon yapıları ve rol beklentileri hızla dönüşürken, belirsizlik artık istisna değil, norm haline geldi. Bu durum, bireyler açısından kaygı ve stres üretirken aynı zamanda yeni fırsatlar da doğuruyor. Ancak bu fırsatlardan yararlanmak için belirsizliği sadece bir sorun olarak görmemek gerekiyor.
Kariyer başarısının arkasında, basit bir “iyi performans”tan ziyade belirsizlikle kurumsal bağlamda nasıl baş edildiği yer alır. Bunu akademik çalışmalar da destekliyor: Kariyer belirsizliği, yalnızca bir rahatsızlık değil, aynı zamanda bireyin iş yaşamında sürekli karşılaştığı gerçek bir stres faktörüdür ve bu belirsizlik ne kadar etkin yönetilirse, öz-yeterlik ve öz-denetim o kadar güçlenir. Bir 8 dalgalı boylamsal araştırma, kariyer güvensizliğinin artışının bireysel öz-yönetim ve öz-etkinlik algısını azalttığını, tersine bu kişisel kaynaklar arttıkça güvensizlik algısının düştüğünü gösteriyor; yani belirsizliği kontrol etme yeteneği kariyer psikolojisinin merkezinde yer alıyor.
Akademik araştırmalar, belirsizlikle başa çıkabilmede kişinin psikolojik güçlü yönlerinin belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Psikolojik direnç ve esneklik bireylerin belirsiz koşullarda kaynaklarını etkin kullanmalarını ve stresle daha iyi baş etmelerini sağlarken, bu yetenek doğrudan kariyer adaptasyonuna katkı sunuyor. Yüksek belirsizlik toleransı, bireyin belirsizliği tehdit yerine öğrenme ve gelişim fırsatı olarak değerlendirmesine olanak tanıyor.
Öte yandan, bilişsel esneklik (Bir durumu farklı çerçevelerden yorumlayabilme yeteneği) kariyer sıkıntısı ile mücadelede kritik bir rol oynuyor. Bilişsel esnekliği düşük bireylerde çaresizleşme eğilimi artarken, problem-odaklı yaklaşım ve sosyal destek arama gibi daha etkin başa çıkma tarzları azalıyor.
Bir başka önemli akademik çalışma belirsizlik yönetimini iki temel strateji üzerinden ele alıyor: açma (opening) ve kapama (closing) stratejileri. Açma stratejileri, belirsizliği daha fazla seçenek yaratma, yeni rol yollarını keşfetme ve esnek davranışlar geliştirme fırsatı olarak görüyor. Araştırmalar gösteriyor ki, belirsizlikle açma stratejilerini benimseyen çalışanlar emeklilik niyetlerini erteleyip yeni kariyer yolları (ör. yan girişimler, ikinci kariyer fırsatları) üzerinde düşünmeye daha yatkınlar. Buna karşın kapama stratejileri (belirsizlikten kaçınma ve mevcut durumda kalma) uzun vadeli kariyer esnekliğini sınırlandırabiliyor.
Belirsizlikten kaçınmak mümkün olmasa da onun etkisini azaltma ve yönetme stratejileri açık biçimde tanımlanabiliyor. Örneğin:
• Kontrol alanlarını genişletmek: Belirsizlik anında tüm belirsizliği ortadan kaldırmak mümkün değildir, ancak kontrol edilebilir alanlara odaklanmak (örneğin kısa dönem hedefler, beceri artışı, öğrenme planları) ruhsal yükü önemli ölçüde hafifletir.
• Şeffaf iletişim: Ekiple veya yöneticilerle belirsiz bilgileri dürüstçe paylaşmak sadece belirsizliği azaltmaz, aynı zamanda belirsizliğe bağlı psikolojik strese karşı bir tampon görevi görür.
• Düzenli mental bakım: Mindfulness, nefes ve stres yönetim teknikleri gibi kanıtlanmış yaklaşımlar, belirsizlik altında daha sakin karar vermeyi kolaylaştırır. Meta-analizlere göre bu teknikler, algılanan stresin azalmasına anlamlı katkı sağlıyor.
Kısa vadede belirsizlik, stres ve karar erteleme ile ilişkilidir; bu, hem akademik çalışmalarda hem de saha gözlemlerinde sıkça raporlanıyor. Ancak belirsizlik yalnızca “tehlike” olarak değerlendirilmemeli. Doğru stratejilerle belirsizlik, bir rekabet üstünlüğü kaynağına dönüşebilir. Bunun için birey, belirsizliği yöneten değil, onu düşünsel ve davranışsal olarak dönüştüren taraf olmalı.
Sonuç :
Belirsizlik karşısında yapılması gereken şey ne teselli aramak ne de pasif bekleyişe sığınmaktır. Başarılı profesyoneller, belirsizliği bilgiye dönüştürme, seçenek yaratan bir çerçeveye sokma ve psikolojik kaynaklarını bilinçli kullanan bir yönetişim biçimi olarak ele alırlar.
Bu yaklaşım hem bireysel kariyer yolculuğunu hem de kurumsal performansı olumlu etkiler.
Kariyerinin başındayken çoğu kişi ne kadar yükseğe çıkacağını düşünür. Oysa asıl belirleyici olan, ne kadar “yük” taşıyabildiğinizdir.
İş hayatında fark yaratanlar en zeki olanlar değil; belirsizlik altında soğukkanlı kalabilenlerdir. Çünkü kurumlar, her şey yolundayken değil, işler karıştığında kimin ayakta kaldığını hatırlar. Kriz anları, görünürlük anlarıdır.
Erken dönemde kimse sizden mükemmellik beklemez. Ama şunu fark ederler: Baskı altında dağılıyor musunuz, yoksa soğukkanlı kalabiliyor musunuz ? Problemi büyütenlerden misiniz?, yoksa sakinleştirip çerçeveleyenlerden mi? Kariyer dediğimiz şey çoğu zaman bu küçük ama kritik anların toplamıdır.
Her işi kariyer fırsatı olarak görmeyin. Bazı işler sadece iştir. Ama bazı anlar vardır ki, orada gösterdiğiniz duruş yıllarca sizin adınıza konuşur. O anlar genelde planlı gelmez; ekstra sorumluluk düştüğünde, hata yapıldığında, kimse sahiplenmezken ortaya çıkar.
Kariyerlerinizin başında en büyük avantajınınız enerjiniz değil, henüz şekillenmemiş olmanızdır. Alışkanlıklarınız taşlaşmadan önce; sorumluluk alma biçiminizi, stres altındaki tavrınızı ve çevrenize verdiğiniz güven duygusunu bilinçli şekilde inşa ederseniz, ileride pozisyon kovalamak zorunda kalmazsınız. Pozisyonlar sizi bulur.
Sevgi ile
Serdar DURAT
09.02.2026
