SERDAR DURAT

 

Home
GERİ

SÖYLEMEK İSTEYİP SÖYLEYEMEDİKLERİM, YAZMAK İSTEYİP YAZAMADIKLARIM :

 

Değerli düşünür dostlarım,

Uzun zamandır yazı yazma ve fikir üretme iştahım, hevesim ve enerjim çok düşük. Bu ruh halimden kurtulmaya ve hiçbir şey yapmadan sadece izlemektense en azından düşüncelerimi ve çözüm önerilerimi; eskiden olduğu gibi yine gönül ve fikir dünyalarına güvendiğim/değer verdiğim kişi ve kurumlarla paylaşmaya başlamanın gayreti içindeyim.

 

Bu zihinsel rehavet ve isteksizlik belki biraz benim bireysel yorgunluklarım, bıkkınlıklarım ve hezeyanlarımdan kaynaklanıyor olabilir ama önemli bir kısmı güzel ülkemin ve asil milletimin maruz kaldığı siyasi-sosyal-ekonomik ve güvenlik içerikli konjonktürün yarattığı olumsuzluklar.

Tabiatı ile bu olumsuzluklardan ben de payımı almış durumdayım ve bilgi-fikir sahibi olmanın icra gücüne sahip olanlar karşısında pek bir anlamı ve etkisi kalmadığı duygusuna kapıldım, yazı yazmanın gücü ve etkisine dair inançlarımı yitirme eşiğine geldim.

 

İnanın neye üzüleceğimi, neye güleceğimi, neye kızacağımı, neye şaşıracağımı bilemez oldum..

İçtenlik, dürüstlük, duyarlılık, hayırseverlik, paylaşma kültürü gibi çok kıymetli antropolojik değerlerimizde yaşadığımız erozyon; hayatın her alanında tokat gibi yüzümüze çarpıyor bu aralar. İşte bu duygu ve düşüncelerimin doğrultusunda tekrar bir ucundan tutup, okyanus ta bir damla bile olabilse yine bir şeydir inancı ile, keşke daha fazlasını yapabilseydim diyerek, kendi kendime homurdanarak yazmaya başladım.

 

Sınırlı müktesebatım ile işte şu aralar düşündüklerim ve inandıklarım aşağıda sunulmuştur.

 

1.Sorun stoğu bakımından alabildiğince zenginlik ama sorun çözme kabiliyeti açısından hiç bitmeyen fakirlik bizim kaderimiz olamaz, olmamalı. Toplumsal duyarlılık ve farkındalık düzeyimizi yükseltmek, güdülmeyen, biat etmeye zorlanmayan,nasıl yaşayacağına dair empoze ve yaptırımlara boyun eğmeyen, layik olduğu insan haklarına ve özgürlük alanlarına kavuşabilen bir toplum yaratabilmek için ; Eğitimse eğitim..devrimse devrim..cesaretse cesaret..ne bedel ödenmesi gerekiyorsa  ivedilikle ödenmeli. Varsın bir jenerasyon sıkıntılar ve acılar çeksin ancak gelecek nesiller daha mutlu ve müreffeh bir ülkede yaşayabilsinler .

 

2. Bir Lider etrafında birleşip, onun vizyonu ve yetenekleri ile sınırlı koşullar ile yetinme ve talep etmeme alışkanlığımızdan kurtulmalı, demokratik bir yönetim için katılımcı ve denetleyici nitelik kazanmış bir toplum kalitesi oluşturulmalıdır. Bu maksatla acilen yurt çapında milli PR seferberliği ilan edilmeli ve stratejik bir plan dahilinde uygulamaya konulmalıdır.

 

3. Bu ülkenin nimetlerinden toplumun her kesiminin daha adil ve ahlaklı bir şekilde pay alabilmesi sağlanmalıdır. Gelir dağılımındaki aşırı dengesizlik toplumsal bütünlüğü, bir arada yaşama isteğini olumsuz yönde etkileyen en önemli etkendir. Ayrıca her türlü nifak ve kışkırtma için kullanılan en temel psikolojik harp şeklidir.

 

4. Demokratik Kurumlar arası rekabet, çekişme ve çatışmalara; millet olarak ,Efendiler ! yeter artık bıktık bu sizin güç yarışınızdan..bizim beklentilerimize ve ihtiyaçlarımıza çare üretemiyorsanız görevi bırakın denilmelidir. Korkunun ecele faydası olmadığı unutulmamalıdır.

 

5. Terörü bitirmek üzere etkin ve çok yönlü bir plan acilen yürürlüğe konulmalıdır. Terör ve terörist ile mücadeleyi birbirinden ayırmak şarttır. Uzun yıllardır T.S.K ne ihale edilen bu konuda siyasi–ekonomik ve uluslar arası ilişkiler odaklı uygun iklimi yaratamayan politikaları süratle terk edip günün koşullarına göre yeni paradigmalar geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

 

Bu cümleden olarak; kendilerini bu aziz toprakların, bu şanlı ve şerefli tarihin ve bu asil milletin eşit haklara sahip fertleri olarak görmeyenleri zorla kardeş olmaya davet etme hevesimizden artık vazgeçmeliyiz. Kardeş kardeşliğini bilecek, yüreği yeten varsa düşmansa düşmanlığını bilecek..İki yüzlü ve çıkarcı yaklaşımlara izin / prim vermemek gerekir.

 

 

 

Teröre gencecik yiğit evlatlarını kurban vermek bu milletin yazgısı olmaktan çıkarılmalıdır. Dünyanın hiçbir yerinde sabotaj-suikast-pusu kalleşliği ile çarpışan dağ teröristleri klasik/nizami ordular ile alt edilememiştir.

 

Hayatında eline hiç silah almamış, terör bölgelerindeki coğrafi şartları rüyasında bile görmemiş, değil silahla yumrukları ile bile hiç kavga etmemiş genç evlatlarımızı silah altına alıp birkaç haftalık bir acemi eğitiminden sonra teröristle mücadele içine koymak tüm hataların anasıdır.

Askere uğurlarken yiğitlerinin avuçlarına kına yakıp Allaha emanet ol evladım diyerek vedalaşan Anaların yüreği ferah olmalı ve teskere günü yaklaşırken evlatlarının en sevdikleri yemekleri yaparak ve huzur içinde aslanlarını beklemeli ve günü geldiğinde de onları tekrar gururla ve hasretle kucaklayarak kavuşabilmeleri kesinlikle sağlanmalıdır. Bu,onların en doğal haklarıdır.

 

Terörü önlemek üzere görevlendirilecek güvenlik güçlerimize bir an evvel profesyonel bir yapıya kavuşarak gayri nizami harp taktik ve tekniklerine vakıf dağ gerillası gibi savaşabilme yeteneği kazandırılmalıdır.(Bu konuda Sn.Osman Pamukoğlu paşaya biraz kulak verilse keşke)

 

Terörün dış kaynaklı lojistik ve siyasi desteğini engellemek üzere çoklu kozlar stratejisini etkin bir şekilde kullanan bir dış politika geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

 

6. Gerek bölgesel ve gerekse küresel anlamda büyük ve güçlü bir ülke isek, köklü gelenekleri olan tam bağımsız, demokratik, laik bir hukuk devleti isek ve en nihayet gücümüzün ve kozlarımızın farkında isek her sıkıntımızın/milli meselelerimizin (kendi beceriksizliklerimizden ve sorun çözme kabiliyetimizin yetersiz olmasından kaynaklananlar dahil) sorumlusu olarak dış güçleri, yabancı ülkeleri ve bir kısım cemaat yapılarını suçlamak kolaycılığından vazgeçmeliyiz.

 

Bu kompleksten bir an önce kendimizi kurtarmak zorundayız. Her ülke kendi milli menfaatleri doğrultusunda diğer ülkeler ile ilişkilerini tanzim eder. Uluslar arası ilişkilerde ebedi dostluklar ve ebedi düşmanlıklar yoktur, ebedi olan yegane parametre milli menfaatlerdir.

 Aman efendim şu ülkenin benim topraklarımda –doğal kaynaklarımda gözü var, bana karşı tarihi bir intikam duygusu besliyor gibi paranoyalara hiç gerek yok..

 

Biz yeter ki gücümüzün ve kozlarımızın farkında olalım ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda bunları etkin bir şekilde kullanabilelim. İsteyenin istediği kadar gözü ve emelleri olsun, ne bileği ve ne de yüreği yeter.

 

İşte bu aralar benim fikir dünyam bunlarla dolu

 

 

Saygılarımla

 

Serdar DURAT

Stratejist

 

 

20.08.2011

 

www.fikirfabrikam.com

09 Mayıs 2009

 

   

 

       

This site was last updated 08/22/11